Cebimizden çıkarmıyoruz, ellerimiz titriyor.
Gülhanede kim bilir hangi tesettürün altında insan elleri ereke arıyor. Galatada gökyüzünden sarkan sarhoş parıltılar, beyaz dublelerimizden muhabbet yudumluyoruz. Artık yok, bir bodrum katında sabahlıyoruz, bir daha bir daha...
Tibetten önceki durağım burası, işte masadan birimiz kalktı. Tüm atarlı konuşmalara rağmen insan kendi kendini göt ediyor işin kötüsü. Nereye gitsem ne yapsam, ben sana mecburum bilemezsin. Attila İlhan dinleniyor mu lan hala bıraktığım şehirlerde? Fransızların kulağına eğilip, pardon madam, jevu va mondeu du visa, si cest possible pour dakar diyorum.
Ufak şeylerden mutlu oluyorum. Sıçtığım boktan misal, burdaki klozetler bir değişik. Eline veriyor insanın pisliğini. Tepsiye sıçıyormuş gibi hissediyorum, maharetime dönüp dönüp bakıyorum.
Salzburgta kadim bir kaleye tırmanıyorum, orada Türk davulları, zurnaları... mehter takımından aşırmış Avusturya ordusu vakti zamanında.
Böyle kapalı, şiir tonlarında yazmanın prim yaptığı dönemleri kaçırmışım. Piçlik desen elhamdülillah fakat o kıvılcımlı bakışlarla denk gelmeyince piçliğim kendime kalıyor. Velhasıl çat pat ingilizce ve arada Wie gehts? diyorum.
Ciao
sikiciler şahı ol öyle kal, bağdattan bomba al piyasaya dal, geldiğinde sana alacağım güzel bir şal, gelirken karı getircekmişsin bide fal baktırdım fal..
YanıtlaSil