29 Eylül 2013 Pazar

Thomes Hobbes : İnsan İnsanın Kurdudur.

OKUMA #1 - THOMAS HOBBES

Leviathan'dan (1651)

Thomas Hobbes (1588–1679), Descartes, Milton, Galileo ve Rembrandt ile aynı dönemde yaşadı. Annesi İspanyol Armada'nın gelişini haber aldığında (Spanish Armada İspanya kralı II.Philip'in İngiliz kraliçesi I. Elizabeth'i düşürmek için gönderdiği tarihteki o zamana dek kalabalık ve kudretli deniz birliğiydi İngiltere, Wiltshire'da prematüre bir bebek olarak dünyaya geldi. Sonraları Hobbes doğumuyla ilgili "Ben ikizim korkuyla beraber doğmuşum" dermiş. Amcası tarafından büyütüldü. 14 yaşında Magdalen Hall, Oxford'a başladıktan 5 yıl sonra eğitimini tamamladı. 1651'de, Hobbes Leviathan'ı yayımladı. Bu en önemli eserinde, mutlak ve merkezi devlet otoritesini savundu. Hobbes, günümüzde monarşiye bakışın değişmesine karşın hala etkisini sürdüren bu eserinde, toplumsal sözleşmenin ilk modern savunusunu sundu. (Oxford: Clarendon Press: 1909) 
BÖLÜM 1. KISIM 13. İNSANOĞLUNUN DOĞAL KOŞULLARDAKİ ESENLİĞİ VE MUTSUZLUĞU ÜZERİNE 
Doğal Hal
İnsanın doğasında üç çekişen temel prensip bulunur. Birincisi, yarışma, ikincisi sakınma, üçüncüsü şan.
İlki, insanlara kazanç için fetihler yaptırır, ikincisi güvenlik için, sonuncusu da saygınlık için. Şiddetin ilk kullanımı diğerlerinin kulları, karıları, çocukları ve hayvanlarına sahip olmak için; ikincisi bu saydıklarımızı korumak için; üçüncüsü hakkındaki dedikoduları, gülüşmeleri veya akrabalar, dostlar, millet tarafından mesleğine veya namına karşı değersizleştirecek her türlü ifadeye karşı kullanılır. 
Böylelikle, dehşet içinde zaptedecek bir geçerli gücün yokluğunda insanların bir savaş halinde olacağı ortadadır; ve bu herkesin herkese düşman olduğu tarzda bir savaştır. Savaş yalnızca muharebe ya da dövüşme eylemi olmadığından;  For war consists not in battle only, or the act of fighting; zaman düzleminde, savaşma arzusunun açıkça biliniyor olması: bu nedenle zaman kavramının hava durumu gibi savaşın doğasına uygun olarak algılanmasıdır. Havaların kötü olmasının bir yağmur ve birkaç sağanaktan başka, birkaç günlük zaman dilimiyle algılanma eğilimi gibi; savaşın doğası da yalnızca kavgayı değil, sükunetin kesin olmadığı her anı kapsayacaktır. Geriye kalan bütün zamanda barış olur.
Savaş dönemlerinde, herkesin herkese düşman olacağı ortamın sonuçları, insanların varlıklarını ve hayatlarını yalnızca kendi güçleri ve imkanları elverdiğince koruyabildiği bir durumla aynıdır. Bu koşullarda, sanayileşme için yer yoktur, çünkü mahsul kesin değildir: ve sonuç olarak bütün yeryüzündeki bütün kültürler, denizcilik, deniz yoluyla ihraç edilebilecek eşyalar, taşımacılık, sanat, yazı, toplum; ve bunların en kötüsü, vahşi bir ölüm tehditi karşısında sürekli tehlike ve korku. Ve bir adamın hayatı ancak, vahşi, yoksul, yalnız ve kısa olacaktır.
Bunları iyi tartmayan adamlar için söylediklerim ilginç görünebilir, doğanın insanları diğerlerine karşı saldırgan ve yok edici şekilde evirmeyeceğini düşünebilir. Kendilerine bir baksınlar, bir seyahate giderken, zırh kuşanır ve kalabalık olurlar, uyuyacakları zaman kapılarını kilitlerler; ve evindeyken bile sandıklarını kilitlerler ve bunları yasaların silahlı görevlilerle kendilerini koruduğunu bildikleri halde yaparlar. Öyleyse tüm bu zırh kuşanmak, kilitler arkasında yaşaması neyle ilgili olabilir? Fakat hiçbirimiz insanın doğasını itham etmiyoruz. Bir adamın tutkuları ve istekleri günah değildir. Bu tutkulardan doğan eylemleri işleyenler suçlu değildir; kanunlarla yasaklanmadıkça: yasalar kendilerine bildirilmedikçe; ve insanlar üzerinde anlaşmadığı sürece yasalar biri tarafından yapılamaz.
BÖLÜM 14. / DOĞAL KANUNLARIN İLKİ VE İKİNCİSİ VE SÖZLEŞMELER ÜZERİNE
Özgürlük
Doğal hak, yazarların genellikle jus naturale diye belirttikleri, özgürlük her adamın kendi gücünü, istediği gibi, doğasını koruyacak şekilde kullanmalarını ve eylemlerini kendi yargıları ve nedenleri üzerine işlemeleri hakkıdır.
Özgürlük ile anlaşılan, kelimenin açıkça işaret ettiği anlam, insanları genelde bazı eylemlerden alıkoymak için gücünü sınırlayan engellerin yokluğudur.
Laws of Nature
Doğanın kanunu insanın yıkıcı, hayatını tehdit edici veya varlığını korumaya dönük önlemleri geçersiz kılacak her eylemin yasak olduğu şeklinde algılanan genel bir kuraldır.  Bu konudan hak ve yasayı birbirine karıştırarak bahsetseler dahi, bu ikisi birbirinden ayrılmalıdır, çünkü hak, bir şeyi yapma veya yapmama özgürlüğüyken, yasa bunlardan birisinde karar kılıcıdır: bu yüzden yasayla hak yükümlülük ve özgürlük kadar birbirinden farklı şeylerdir.
Bir önceki bölümde bahsettiğimiz savaş halindeki durumdan dolayı, herkesin herkese düşman olduğu bir ortamda, herkes kendi nedenleriyle yönetilir, ve böylece kendi hayatını ve varlığını korumak için herşeyi yapma ve üstelik diğerlerinin yaşam ve varlıklarına zarar verici eylemler için de hakkı olacaktır. Ve bu nedenle, herkesin herşeyi yapmaya hakkı olduğu bir yerde ne kadar güçlü ya da bilge olursa olsun kimse için güvenlik söz konusu değildir.
Her adam sağlanabileceğine dair ümit olduğu sürece barış için çabalamalıdır; ve barış sağlanamazsa, her çözümü ve yardımı savaşta arayabilir. 
Bu kuralın ilk kolu doğanın ilk ve temel kuralını içerir; bu da
barışı aramak ve ona sadık kalmaktır.
İkincisi, ve doğa yasası gereği, yapabildiğimiz her anlamda,
kendimizi savunmaktır.
Tüm bu doğal yasalardan çıkan sonuç gereği, gerekli olduğu görülmektedir ki;
her insan diğerlerinin kendisine karşı sahip olduğu özgürlükler kadar özgürlükle memnun edilmelidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

teşekkürler