11 Aralık 2009 Cuma

$9.99



3.5 yıl aradan sonra bu film hakkında dönüp bir şeyler yazmak isteyebiliyorum. bu, filmin akılda yer ediciliği hakkında tek başına bir kanıt sunuyor. $9.99 filmi, animasyon filmlerinin içinde, bence en özel tekniği barındırıyor: clay-mation. çamurdan -özde aynı yaradılıştan olduğumuzdan mı? :)- cisim bulan bu karakterler mimikleri, 3 boyutu, gerçeklik duygusunu büyük bir başarıyla aktarıyor. oyunc(ak)uların, belki içimizdeki çocuğu cezbetmesi, uzun metraj kapıldığım bir mıncıklama duygusu bu filmleri benim için daha özel kılıyor. bir diğer başarılı örnek için ayrıca Mary & Max kesinlikle izlenmeli.

filmin içeriğine gelirsek, öncelikle bir Etgar Keret imzası olduğunu belirtmek gerek. Etgar Keret'le tanıştığım film buydu ve sonrasında Meduzot, Wristcutters filmlerini ve kısa öykülerini de okudum. Keret, savaşın ve en temel hakların hiç edilişinin sürgit devam ettiği bir coğrafyadan: ortadoğu. israilli olması Keret'in hikayelerine çok özel ruhunu veriyor. İmgelemi; çocuksu masumiyetle, gerçeküstücülükle boyadığı tabloya dehşetli, çarpıcı  gerçeklikler -bazen gerçeküstü karşıtlıklar- sürprizler serpiştiriyor. üslubunu en iyi betimleyen yine kendi hikayesi: sihirbaz. şapkadan tavşan çıkartma numarasında, şapkadan kafası kesik tavşan, ölü bebek çıkması gibi.

konuyu hemen filmin konusuna getirip toparlayayım. aynı apartmanda yaşayan farkı hikayeler görüyoruz. filme bir evsiz ve beyaz-yakanın sokaktaki buluşmasıyla başlıyoruz. bir kahve parası isteyen evsiz, ofis çalışanının zihninde yaşamdan kopuk algılar üretiyor. dile getirdiği talep, üslubu, çalışanı kullanılmış, aldatılmış hissettiriyor. bu, advertoryal, ürün yerleştirme şeklinde bilfiil yaşantımıza sızan çıkarcı şatafat, viral reklamın aldatıcı sahiciliğine maruz kalan bizler için çok tanıdık bir çarpışma. talebi reddedince kendini -söylediği gibi- vuran evsiz de bundan  yorulmuş olmalı.

sonra $9.99'a 'hayatın anlamı'nı anlatan bir kitap alıyor, ofis çalışanının işsiz oğlu. babası, rutin yaşantısında hayatın anlamını $9.99 karşılığında öğretildiği saçmalığını yutmuyor; hatta belki 'hayatın anlamı' da tam anlamıyla bir saçmalık. diğer oğlu bir haciz memuru ve mahalleye gelen alımlı bir modele aşık oluyor. aralarındaki ilişki, modelin pürüssüz bir dokunuş sapkınlığından ötürü farklı bir uca sürükleniyor. hikayenin bir diğer çifti, evlilik konusunda sıkıntı yaşıyor. evliliğe hazır olmadığı dolayısıyla reddeden erkek, terk ediliyor ve alkollü 3 hayali cüceyle korkularını beklentilerini ve yaşadığı umutsuzluğu konuşuyor. umutsuzluğun bir diğer durağı yaşlı, dul bir adam. hikayelerini kimsenin dinlemediği koşturucu bir dünya ve sonra aniden bir melek çıkageliyor. evine misafir olan, yemeğini ve market alışverişini karşıladığı. sigara otlanan bir melek. bir başka fetişe geçiyoruz: bir oyuncağı delice isteyen çocuk. para biriktirdiği süreçte değişen duyguları. 


filmin karakterleri giyimi kuşamıyla ve oluşturulan ortam/dekor bütün detaylarıyla doyurucu bir gerçeklik sunuyor. karakterleri kolayca içselleştirmeye ve tanımaya yardım ediyor. bunun dışında, olaylar birbirinden bağlantısız ve bu kopukluk aslında afişte kendini açıklıyor: etgar keret'in kısa öykülerinden oluşturulmuş bir film. 

karakter ve hikayeleri; yalnızlık, anlaşılmamak, amaçsızlık gibi şehir yaşantısının ve modernitenin mahkum ettiği depresif ruh hallerini bizlere sıradışı bir üslupla sunuyor. filmdeki tek çocuk karakterin hikayesi de istenç üzerine bir sergüzeşt aktarıyor ve bunca karanlık gerçekliğe karşılık biraz serinlemek iyi geliyor. 


izlemenizi tavsiye ederim; hatta etgar keret'i belki sizler de bırakamayabilirsiniz. filmde geçen hikayelerin bir kısmı 'tanrı olmak isteyen otobüs şoförü' kitabında var ve şu an türkiye'de erişilebilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

teşekkürler