2 Haziran 2012 Cumartesi

İtfaiye

Youtube'ta saçma videolar izlemekten beynim çarşafa akmış bir vaziyette uyuyakalmıştım. Yüksek frekanslı ve desibelli bir siren sesi, güneş yanığı beton yapıların arasında yankılandı. Önce birkaç kere yarıya kadar öttü siren. Sonra bastı yaygarayı. Daha az önce; mavi serinlikte, mayalanan yoğurt kaseleri gibi huzurlu ve hareketsiz uyuyordu mahalle. İtfaiye lambası, ışığını sağa sola çarparak daldı yokuşa.

Uykumdan bu şekilde uyanmaya alışığım aslında. Geçen sefer, herhalde heyecandan olacak, toy bir müezzinin coşkulu sabah ezanıyla uyanmıştım. Serin meltemler umduğum camdan bir megafon dolusu sabah ezanı doluştu. Ben doğrulana kadar parkeler kabarmış, yorgan çarşaf dağılmıştı bile. Neyse, bir beş dakika kadar bütün hücrelerimi sarstı ve sonra yatıştı. Gün be gün cemaatini kaybettiğine eminim.

Kuran'da inanmayanlar, kafir ve müşrikler için 'onların gözleri, kulakları, kalpleri mühürlüdür; görmezler, duymazlar, inanmazlar' yazar. Her geçen gün bu ezanın daha bir gürültülü geliyor bana. Ya cemaat itikatını yitiriyor, ya ben hidayete eriyorum.

İtfaiye tangır tungur dalınca rüyama, dedim beklenen an geldi mi? Hemen karşı pencerelerde, perdeler uykusunda bir iki debelendi. Bu huzursuzluğun peşinden, karanlıkta mahmur komşu kafaları uzandı. Şu Murat, anasından ne azar işitti. Bu çocuğun yaz tatili buydu. Alık ifadesi ergenliğinde ve teenageliğinde onu yalnız bırakmadı. Hatta şu haziran gecesi, arkasından baktığı pencereden bu ifadenin ona alık alık yansıdığına eminim. Sonra alt ve üst kattan mahalle sakinlerinin başları bir bir uzandı. Bu karşımızdaki apartman Dinçbilek apartmanı.

Devam edebilir...

1 yorum:

  1. Yazını +1leyemiyorum lan. Buraya Google+'ın bannerını koysana. Chrome'un eklentisinden +1ledim ama buraya da koyuver daha kolay olur.

    YanıtlaSil

teşekkürler