17 Ekim 2012 Çarşamba

Joseph Conrad - Gizli Ajan (i)

Bay Verloc (mülkiyet, anarşizm ve anarşist portreleri)

Ve -kanlanmış bir göz gibi bakması dışında hiçbir olumsuz şey söylenemeyecek- tuahf Londra güneşi, tüm bunları bakışıyla yüceltiyordu...Bay Verloc'un ayağının altındaki kaldrırım, hiçbir duvarın, hiçbir ağacın, hiçbir hayvanın, hiçbir adamın gölgelemediği bu yayılmış ışıkla donuk sarı bir renk almıştı... Parkın parmaklıklarının ötesini, kentin zenginlik ve lüks yaşam belirtilerini takdir eden bakışlarla seyretti. Bu insanların hepsi korunmalıydı. Korunma, zenginliğin ve lüks yaşamın en birinci gereksinimidir. Bunlar korunmalıydı; ve bunların atları, arabaları, evleri, uşakları korunmalıydı; ve bunların servetinn kaynağı korunmalıydı kentin orta yerinde ve ülkenin en orta yerinde; onların sağlıklı aylaklığına elverişli tüm sosyal düzen, sağlıklı olmaktan uzak emeğin sığ kıskançlığına karşı korunmalıydı.... onun aylaklığı sağlıklı değildi, fakat ona gayet uygundu.

Tembel bir herifti bu Karl Yundt, yaşlı bir kadın tarafından bakılıyordu... Michaelis'in, yani yaşlı zengin hanımefendisinin onu aldırmak için köydeki bir at arabasını gönderdiği, o herifin iyimserliği yüzünden de bozulmuştu. Ossipon'a gelince, o dilencinin, dünyada tasarruf sandığı hesap cüzdanına sahip salak kızlar olduğu sürece hiçbir şey istemeyeceği kesindi. Ve mizaç olarak arkadaşlarının aynısı olan Bay Verloc önemsiz farklılıkların gücüne dayalı net ayrımlar çizdi kafasında. Bunları kesin bir gönül rahatlığıyla çizdi, çünkü onun geleneksel dürüstlük ve namus içgüdüsü güçlüydü de namuslu emeğin hiçbir türünden hazzetmemesi yüzünden ortadan kalkıyordu sadece; belli bir sosyal statüdeki devrimcilerle büyük ölçüde paylaştığı bir mizaç bozukluğuydu bu. Çünkü gayet açıktır ki isyan edilen şey o sosyal statünün avantajları ve fırsatları değil, bunlar için ödenmesi gereken onaylanmış ahlak, kendine hakim olma ve çalışıp didinme şeklindeki bedeldir. Devrimcilerin çoğunluğunun en çok düşman olduğu şeyler disiplin ve ağır iştir. Zorla alınan bu bedelin, adalet duyguları karşısında korkunç, iğrenç bir zulüm, can sıkıcı, onur kırıcı bir zorbalık, dayanılmaz bir şeymiş gibi göründüğü tipler de vardır. Bunlar fanatiklerdir. Sosyal isyancıların geri kalan kısmı ise, bütün soylu ve değersiz yanılsamaların anası, şairlerin, reformcuların, şarlatanların, peygamberlerin ve kundakçıkların yoldaşı, kendini beğenmişlikle açıklanır.


agent provocateur

"Bu ülkede, önlemek tedavi etmekten iyidir diye bir atasözü var," diye sözünü kesti Bay Vladimir, kendini koltuğa atarak. "Genelde aptalca bir şey. Önlemenin hiçbir anlamı yok... Şeytan çoktan geldi. Biz önleme falan istemiyoruz; tedavi istiyoruz biz."

devrimci eskisi

"...Her türlü idealleştirme hayatı yoksullaştırır. Güzelleştirmek onun karmaşıklığını alıp götürü -onu yok etmektir bu... Tarih insanlar tarafından yapılmıştır, fakat insanlar kafalarıyla yapmamıştır onu. İnsanların bilincinden doğan fikirler olayların gidişatında pek önemli bir rol oynamaz. Tarihe hükmeden ve onu belirleyen şey üretim araçları ve üretimdir, ekonomik koşulların gücüdür. Sosyalizmi kapitalizm yarattı ve anarşizmin sorumlusu da kapitalistlerin mülkiyeti korumak için yaptıkları yasalardır. Gelecekte ne şekilde bir sosyal örgütlenmenin egemen olacağını kimse bilemez... Bu boş işleri ahlakçılara bırak oğlum."

Dinamit savaşlarının bu hemen hemen can çekişen gazisi, zamanında büyük bir oyuncuydu... O (Karl Yundt) bir eylem adamı değildi, hatta o, kitleleri büyük bir coşkunun birdenbire yükselen gürültüsü ve köpüğüyle sürükleyecek...bir hatip de değildi.

Michaelis, şartlı salıverilmiş havari... Oldukça sağlıklı bir hapishaneden kocaman bir göbek ve şişkin yanaklar...fıçı gibi yusyuvarlak çıkmıştı; saldırıya uğramış bir toplumun uşakları, on beş yıl boyunca...onun ağzına şişmanlatıcı besinler tıkmayı görev edinmişti sanki.

profesör

"...Onların karakteri geleneksel ahlaka göre oluşmuş. Sosyal düzene dayalı. Benimkisiyse yapay, her şeyden bağımsız. Onlar hayata bağlıdır ki hayat bu konuda, her türden kısıtlamalarla ve önem verilecek bir sürü şeyle çevrili, tarihsel bir olgudur; her yönüyle saldırıya açık, karmaşık...; oysa ben ölüme bağlıyım- ki ölüm kısıtlama nedir bilmez ve saldırılamaz.

Siz devrimciler, sizden korkan sosyal düzenin kölesisiniz; bu düzeni korumak içn tavır alan polisler kadar kölesisiniz onun.

Bu halkın sosyal ruhu vicdansal önyargıların içine sarmalanmış ve bu da bizim işimizi berbat eden bir şey. Sen İngiltere'den, bizim için bir barınakmış gibi söz ediyorsun. Çok daha kötüsü. Capua! Biz barınaklardan ne isteriz? Sen burada konuşuyorsun, yazılar basıyorsun, planlar kuruyorsun ve hiçbir şey yapmıyorsun. Yasallık konusundaki boş inançları ve yasallığa tapınmayı kırmak bizim amacımız olmalı. Hiçbir şey beni, Müfettiş Heat gibilerin bizi güpegündüz vurmaya kalktığını ve halkında bunu doğru bulduğunu görmekten daha mutlu kılamaz. Savaşımız yarı yarıya kazanılmış olur o zaman; eski ahlakın parçalanmış olup yok olması bu ahlakın kendi tapınağında başlatılmış olur... Siz devrimciler geleceği planlıyorsunuz, ondan çıkacak ekonomik sistemlerin hayalleriyle kendinizden geçiyorsunuz; oysa gereken herşeyi temize havale etmektir. Gelecek kendi kendine kurulur; ona yer açın yeter ki."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

teşekkürler