söyleyeceğim şeyler var. nasıl oluyor da göz bebeklerin gecenin içinde süt beyaz yürüyor. olacak iş mi bu ardında bıraktığın sokaklara sinmiş, kırmızı iç çamaşırından ağaç dallarına bağladığın işaretler gibi kokun. hangi köşeyi dönünce, neredesin? baldırlarını şehvetle çıplak bırakacak jilet gibi parlayan dişlerimden ürküyor musun? sen, babasının önünde koşuşturan minicik ayakları ve pür neşesi içinde komik bir çocuksun... bu oyun, sadece sen biraz heyecanlanasın diye senelerdir devam ediyor. bu yokuşları, düzensiz kaldırım taşları, çıkmaz sokaklarıyla beyoğlu semti kaçma oyununu çaresiz bir yenilgiye sürükler.
beni tahrik edici 'es'ler susuyorsun. yarım bıraktığın cümlelerin; kulaklarıma iki pompayla bastırılmış gibi, büyük, basınçlı bir beynin imalı uğultularını getiriyor. istiyorsun... istiyorum! fakat en tehlikelisi de eksik cümleler. belirtili, belirtisiz bir nesneden yoksun istek, insana neler yaptırabilir! seni ne kadar soyabilirim diye sapkınca hayallere kapılıyorum. hayır, çıplaklığın doyurabilecek türden değil. seni, derini yüzecek denli aşkla istiyorum. ve sükunetin bebeğim, beni çılgına çeviriyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
teşekkürler