İnsanlar Asya kıtasında ilk olarak Palelolithic dönemde topluluklar oluşturmaya başladı. Bu dönem Taş Devrinin antik kısmına denk gelir. Bu dönemin Taş Devri olarak anılması bulunan taş aletler ve Pekin İnsanı gibi Homo erectus kemiklerine ilişkindir. Pekin İnsanı bugünkü Beijing bölgesinde günümüzden yaklaşık 1 milyon yıl öncesinde burada yaşamıştı. İlk modern insanlar, Homo sapiens Paleolithic Dönem'in sonlarında günümüzden yaklaşık 100.000 yıl önce ortaya çıktı.
Güçlü genetik bulgular ilkel ve modern insanların Asya'ya Afrika'dan göç ettiklerine dair izlenimler oluşturmaktadır. Az sayıda araştırmacı süreklilik arz eden morfolojik özellikler dolayısıyla insansıların farklı merkezlerde ortaya çıkmış olabileceğini de savunmaktadır.
Neolithic Dönem veya Yeni Taş Devri'nde tarımın keşfedilmesiyle, günümüzden yaklaşık 10.000 yıl önce insanlar ilk defa topluluklar olarak örgütlenerek, arkeologların kültür olarak adlandırdıkları organizasyonlar oluşturdular. Çok sayıda farklı arkeolojik kültür bugün Çin adıyla çağırdığımız bölgede keşfedildi ve her biri özgün çömlek stilleri, defin uygulamaları, yerleşim özellikleri vb. sahibidir. Örneğin MÖ 5000 ila 3000 yılları arasında Kuzeydoğu Çin ovalarında görülen Yangshao kültüründe boyalı toprak çömleklere rastlanırken, onu takip eden MÖ 3000 ila 1900 yılları arasında var olan Langshan kültüründe yumurta kabuğu kadar ince siyah çömleklere rastlanmıştır. MÖ 4700 ve 3000 tarihleri arasında Kuzeydoğu'da domuz ve ejder şeklinde yeşimtaşları ve MÖ 5000-4500 yılları arasında Güneydoğudaki Hemudu kültüründe ahşap sütunlarla kurulu evler görülmüştür.
Arkeolojik bulgular, o günlerde var olan toplulukların kompleks sosyal nitelikleri barındırdığı ve birbirleriyle ticari ve savaşlar yoluyla etkileştiklerine işaret etmektedir. Bu topluluklar Çin tarihindeki ilk devletlerin temelini atmıştır. Antik Çin metinlerine göre o zamanlarda Bilge Krallar toplumları oluşturdular. Bu kahramanlara Huangdi, Sarı İmparator, Fuxi, Shennong, Yao, Shun ve Yu gibi birçokları örnek gösterilebilir. Bunların teknolojileri ve devlet aygıtlarını keşfederek uyum içinde birlikte yaşamın mimarı olduklarına inanılır.
Medeniyetin Başlangıcı Destanları
Gerçekleri bu metinler ve arkeolojik bulguları karşılaştırarak keşfedeceğiz.
Arkeoloji insan topluluklarının materyal kalıntılarını inceleyen bir disiplindir. Bir arkeolog kazılarda elde edilen bulguları, hangi maddeden nasıl yapıldıkları, nerede bulundukları, ne için kullanıldıkları şeklinde sınayarak toplum kültürüne ait ipuçları arar.
Arkeoloji tarihe bakış açısından çok yeni bir üsluptur. Fakat eski insanlar tarihi nasıl algılıyorlardı? Eski metinlerde bunu yakalarız.
Yao'nun Hikayesi:
Metinden gelen hikayeyle başlıyoruz. MÖ 500 yıllarında hazırlanan ve MÖ 2000 yıl öncesini anlatan bir metin. Medeniyetin antik kahramanlarla başladığına inanılmaktadır. Bunlar tanrılar değildi, bunlar medeniyetin oluşmasına yararlı işler yapan insanlardır. Başka dünyadan gelen ve var olan hazır teknolojileri insanlara sunan birileri değillerdi. Medeniyetin kökeninin hikayesi dünyanın yaradılışıyla başlamaz. Dünyada var olan, fakat diğer hayvanlardan farksız olarak yaşamını sürdüren insanların dönüşümünü anlatır.
İnsanlar hayatta kalmak için hayvanlarla savaş halindeydi. Sonra kahramanlar ağları icat ederek insanların balık avlamalarını sağladı. Çapayı icat ederek toprağı kazmalarını ve tohum ekmelerini sağladı. Sonuç olarak insanları avcı-toplayıcı olmaktan balıkçı-çiftçi olmaya dönüştürdü.
Yellow Emperor (Kabilesine ev yapmayı, vahşi hayvanları evcilleştirmeyi, kıyafet giymeyi ve sal yapmayı öğretti)
Yao Shun ve Yu
Yao ortaya çıktı. Yao devleti icat eden kişidir. 2400 yıl önce. Güneş ve ayın çevrimlerini takip ederek tarımsal dönemlerin düzenini keşfeder. Böylece iki takvim oluşturur. Tarım için güneş takvimi ve ayları takip etmek için ay takvimi olmak üzere iki takvimi vardır. Bunlar cennet ve dünya olarak da çağrılır. Yao aynı zamanda delegasyonu keşfeder. Hükumet etmek için bizatihi her yerde bulunması gerekmeyecektir. Ve sonuçta uyum içinde insanların yaşayacağı bir sistem meydana gelir. Sonrasında toplumu geliştirmesi için hükümdarlığını Shun'a devreder.
Klasik Dokümanlarda Yao'nun Kanunu isimli pasajda şöyle yazılır:
"Eski çağları araştırınca, Fangxun adında İmparator Yao'yu bulduk. O saygılı, zeki, başarılı, samimi ve ağırbaşlı biriydi. O içtenlikle saygılı ve kanaatkar biriydi. Onun ışığı imparatorluğu dört bir yana, yukarıda cennette ve aşağıda yeryüzünde yayıldı. O erdemlerini genişleterek soyunun 9 halkasını bir araya uyumla getirdi. Bundan sonra, yüzlerce klana ayırdı ve onları onurlandırdı. Bu yüz klan gıpta edilecek denli geliştiğinde, sayısız devleti bir araya getirdi. Xi ve He'ye cennete ait varlıkları güneş ve ayı takip etmelerini emretti, böylece insanlara mevsimleri verdi... İmparator buyurdu, "Ah, siz Xi ve He, yıl 366 gündür, ve artık günü ekleyerek siz mevsimleri düzeltmeli ve yılı tamamlamalısınız. Eğer ki bunu yapabilirseniz, başarılarınız muazzam olur".
Yao yaşlandığında ve ölümü yaklaştığında vezirlerine; benden sonra kimi veliahtım seçmem gerektiğini söyleyin, dedi. Vezirleri, oh efendim oğlunuz, oğlunuz, neden oğlunuz olmasın? dediler. Ve Yao, oğlum kaba, geçimsiz, beceremez, Doğru insanı bulmalıyız dedi. Böylece hükümdarlığa yetenekli kişiyi araştırırken Shun adındaki genci buldular. Shun neden hak ediyordu? Kötü bir baba ve cadı bir üvey anneyle, korkunç bir üvey kardeşle büyümüştü.Bütün ailesi ona sırtını dönmüştü. Fakat O yine de ailesiyle kalarak onları birarada tutmuştu. Onları huzura kavuşturmuştu. Yao Shun'a iki kızını vererek yeteneklerini test etti. Shun seremonileri, törenleri ve ayinleri ortaya çıkardı. Hiyarerşiyi, sosyal sınıfları yerleştirdi.
Yu'nun Hikayesi
Shun yaşlandığı zaman, o güne kadar birçok olumsuzlukla mücade etmişti. En zorlu mücadelesini sellere ve taşkınlara karşı vermekteydi. Korkunç bir sel bütün ülkeyi sular altında bırakmaktaydı. Sellere karşı mücadele ederken Yu adındaki adamı görevlendirdi. Yu'nun muazzam başarısından dolayı Shun onu ardılı ilan etti. Yu ne yaptı? Sel toprağa dolmuştu; yollar kaybolmuştu, şehirler birbirinden kopmuştu. Yu kanallar yaptı ve suyu kontrol etti. Bu Nuh'un hikayesiyle ters düşmektedir. Tanrı Nuh'a emreder, "Nuh bir gemi yap, içine kavmini ve hayvanları al; ve fırtınayı bekle" Nuh tamamen pasiftir, emredileni yapar. Çin versiyonunda büyük fikir yatar. İnsan doğayı alt eder. Doğayı fetheder ve büyük zorlukların üstesinden gelir.
Yu yaşlandığında tahtını oğluna verir. Xia hanedanlığı Yu'nun oğulları tarafından nesilden nesile yönetilir. Fakat yönetim zorbalaştıkça huzursuzluklar baş gösterir, sonunda Xia yıkılarak Shang Hanedanlığı kurulur.
MÖ 500 yıllarında Çin beyliklere bölünmüş, birbirlerinin topraklarını fetheden savaşan bir coğrafyaydı. Bu dönemde tarihçiler barışı ve huzuru sağlamak için medeniyetin kökenlerine ait bu hikayeleri derledi. Buna göre aynı soydan gelenlerin değil hak edenin hüküm sürdüğü, barışçıl bir dünya perspektifi çıkmaktaydı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
teşekkürler