5 yıllık kariyerimi bırakıp yeni bir sektörde işe başladım. bu noktada söyleyebileceğim ilk şey, tavsiyeler alın. kariyer başarısının iyi tavsiyelerle destekleneceği muhakkak. Benim gelişimimde raporladığım müdürümün katkısı oldu. açıkça tavisye istedim ve ısrarcı oldum. tavsiyelerine uydum, reaksiyon gösterdiğim zaman da olumlu bir güven ilişkisi kuruldu. tabii devamında aynı fikirde olmamaya başladım. jenerasyon farkı ve organizasyonun liderliği, stratejisi anlamında bu tarz farklı bakış açıları da kaçınılmaz. core bir fonksiyon icra etmemek çoğu stratejik vizyonda ıskalanmayı getirdi. oysa endüstri 4.0, üretim mühendisliği gibi konularda çok kritik yetkinliklerimiz vardı. güzel projeler yaptım, güzel projeksiyonlar sunarak bıraktım.
yeni işim büyük bir türk firmasında. olabilecek en amerikan tipi türk firmasına girdiğimi düşünüyordum. oysa üretim ve ağır sanayi sektöründe olan bu liderliği global olsa dahi demografik olarak anadolulu ve türk. kötü bir şey mi? bazen... sınırlı tecrübemle inandığım şey şu ki, milliyet değil globallik aslında işin sırrı. globalleşen firmalar ancak kültürel, yapısal ve bireysel çoğulculuğu kucaklayan, cesaretlendiren bir karakter edinebiliyorlar. bu beraberinde nesnel ve eşitlikçi kariyer fırsatları, şeffaf organizasyonları getiriyor. firmam bu anlamda gelişim aşamasında. yönetim çalışanlarca adaletsiz algılanıyor, ilişkiler daha geleneksel ve ketum. sosyal bir millet değiliz, bakmayın öyle misafirperver vesaire diye reklamımız yapıldığına. bir şeyler paylaşmaya ve ortaklaşmaya geldiğinde olay başarılı formüller üretemiyoruz. şirketlerimiz, toplumsal hayatımız, politik gerçeklerimiz de bunu destekliyor.
sonuçta buraya gelişim dengeleri bozdu. önemli bir unvanla başladım. bu mevcut çalışanlar arasında huzursuzluk doğurdu. bu huzursuzluğa karşı yöneticim biraz daha -başka adaylar vardı ama kısmet, türü laflar ederek grubu kazanmaya oynadı. bana buddy'lik edecek kişiyi doğru tayin ettiğini düşünsem de departmanlar arasında, pozisyona hazırlığımda ve çalışma grubumda doğru bir süreç yönetimi yapamadığını düşünüyorum. rahat ettirilmedim, bu çok önemli. ekibe yeni bir kişi geldiğinde -benim başıma gelmişti- yeni kişiyi ekibin bir üyesi olarak görmek gerekir. oysa burada başarılı mühendislerimizde görülen endemik rahatsızlık asosyallik ön plana çıktı belki de. ve adaletsizliğe olan inançlarını kaşıdı benim unvanım. bu sektörde yeni olmam gözlerinde beni stajyer düzeyine düşürdü. beni orada tutarak itibarlarını ve egolarını beslemek istediler belki de. transaksiyonel analize göre iletişim dillerini de çocuk olarak niteleyebilirim. grup kendi içinde de çok sosyalleşebilen, iletişim kurabilen bir yapıda değil. ortak kararlar aldıktan sonra, her biri ayrıca arkadan kendi bildikleri en başarılı versiyonlarıyla ortak kararı ihlal etmeye girişiyor. cümleler superlative, karşısındakini dinlemek değil masturbasyon ön planda.
ben de kendime kızdım. o kadar plansızdı ki her şey, bütün gün bilgisayara kilitlenen insanların arasında ben de öyle bakakaldım. sessizleştim vesaire. bazen çok alttan aldım, girişken değildim. pişman olmamaya çalıştım, kendime zaman vermek istedim. çekingenlik iyi bir şey değil. grup beni tanımaya çalışır diye bekliyordum, olmadı. grup ben konuştuğumda merakla dinler sanıyordum, olmadı. fikirlerimi duymak isterler sandım, istemediler. gerçekten garip bir ortamdayım. zamanla bu iş değişecektir. fakat ilk izlenimim, zaman geçse de bu grupla kimyamın rüya işimden beklediğim şekilde uyuşmadığı yönünde. kariyer hedeflerim doğrultusunda elverişli bir ortam kurar ve yoluma bakarım, genel geçer kuralım bu. eğer ekibi çok sevseydim daha fedakar ve sahiplenen bir oyuncu olurdum, güvenirdim.
bu arada evlendim filan... bir dünya şey oldu... evlilik, cinsiyet eşitliği konularında da birtakım yazılar yazabilirim. bu yazıları, yazma kaslarımı geliştirmek için yazıyorum. hangi konuda gelişmek istiyorsanız egzersiz çok önemli. bir işe koyulun ve kendinize zaman verin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
teşekkürler