20 Temmuz 2012 Cuma

Bidonun Gelişi

kapı çaldı. zeytinyağlı fasulyenin suyunu emdirdiğim ekmeği oracıkta bırakıp kapıya gittim. kapıda iki bidon vardı, diafondan "kim o?" dedim. büyük bidon yanıtladı "6 numaraya su getirdim."

tamam tamam. bir bidona şişman deyince alınmaz ama şişmana bidon denirse alınır. işte bu şişmanların ne kadar alıngan ve kompleksli bireyler olduklarını gösterir. yine de ben kimse alınsın istemem. cevaplayan bidon değil şişmandı.

-yalnız, dedim, burası 8 numara, dedim.
-biliyorum. 6 numara açmadı da...
-iyi, gel bakalım.

otomatiğe bastım ve ekrandan kameradan izledim. karaltı kapının arkasında kayboldukça görüntü bembeyaz bi parıltı halini aldı, sırlar odası oldu.

(ahh o jelatinlerle ultraviole ışınlardan korunarak izlediğimiz güneş tutulmaları, öğrencilik yılları... beni yıllarca beriye götürdü şimdi: bidon, çocuk, diafon...)

kapıyı araladım bekledim. çocuk her basamakta çalkalanıyor, her katta da bidonu yere bırakıp dinleniyor, bidon da yerde çalkalanıyordu. çocuk merdivende, bidon zeminde çalkalana çalkalana 3 kat çıktılar, çıt çıkarmadılar. çıtım çıkmadı. nefes nefese, çocuk, bidonu terk edip gitti. adımlarını dinledim, diafondan baktım, kapıdan çıktı gitti.

(ahh o eski tutulmalar...)

bidon bi müddet kendi kendine şapırdadı durdu. apartmanın yüzüne kapıyı kapadım ve lokmamı yedim. sonra ben camdan baktım, pazartesi yeni bir gün olacaktı. ama bugün, artık yeni bir gün sayılmazdı. bugün karnabahar gibi bulutlar geziniyordu gökyüzünde.

sokağın karşısında bakkal duruyordu. hem de nasıl durmak, gardroba asılmış gibi öylece... kolları iki yanda sarkmış avuç dışları ileri doğru ayakları topuklarda bitişik iki yana açılmış. bakkal gibi duruyordu. sokağın ucuna bakakalmıştı. kaldırıma tünemişti. ben pervazdan, o kaldırımdan geçip gitmekte olan günü seyrettik. giyindim, evden çıktım. 6 numaranın kapısının önünde, bidon sessizce bekliyordu.


o gün murat boz kutup ayıları için seslendirme yapıyordu. bu küresel ısınma için bir şeyler yapmanın vakti geldi diye düşündüm, üstelik süreç gittikçe hızlanıyordu. zira deodorant kullanmak ozonu deliyor, kullanmamak solunum yoluyla tetiklenen intihar eylemlerine sebep oluyordu. böylesi bir günün sonunda eve döndüm...

bidon hala kapının önündeydi. 6 numara hala gelmemiş olmalıydı, belki de o sipariş vermemişti. sucunun biri, parasını almadan gitmiş ve memleketin bir yerinde birtakım insanlar susuz kalmıştı. bir bidon su bir ailenin 3 günlük, bir muhabbet kuşunun yıllık ihtiyacına denk geliyordu. bir kutup ayısı bir bidon suyla ne yapardı, hiçbir fikrim yok.

6 numaranın önünde bir bidon su, bir fidan, bir kovan arı ve bir kutup ayısı beklemeye başladı. arılar biraz sıkıntı teşkil ediyorlardı ama bir kutup ayısının apartmandaki varlığı durumu iyice güçleştirdi. fidanı da çeşitli çiçekler takip etti.

her gün kapıdan içeri elinde organ nakil kabıyla biri girip çıkıyor ve bir bidon su tazeleniyordu. kutup ayısı sürekli etle besleniyordu. 6 numarada oturanın bir greenpeace gönüllüsü olduğunu öğrendik ve vücudunu kutup ayısına bağışladığını. ilk gün bir kolu ve bacağını kesip, buzla dolu kabın içinde dokuların korunmasını sağladığını ve taze etle kutup ayısına eşsiz bir ziyafet çektirdiğini... gündüz yolda gördüğüm yeşil giyimli üyeleri ve konuştukları insanların bazılarını mahallemde de görmeye başladım. fakat sürekli farklı insanları görüyordum. anladım ki, kutup ayısı sonraki günler diğer gönüllülerin bedenlerini yemeye devam etti.  arılar çiçeklerden bal yapıyor, ayı o balı da yiyor, sindirdikten sonra da gidip çiçekleri gübreliyordu.

sonra bir gün evde yemek yerken apartmanda gür öksürükler hıçkırıklar işittim. su içerken ayının soluk borusuna su kaçmış ve hıçkırıklarla apartmanı inletiyordu. kapıya çıktım ve durumu görünce hemen fasulyeme banıp banıp yediğim ekmeği kaptığım gibi ayının yanına vardım.

-helal helal! al ekmek ye...

derken kendine geldi. o an fark ettim ki, bu kutup ayısını çok sevimliydi hem de baş belası yeşil giyinmiş insanları temizliyordu. düşündüm ki; doğanın gerçekten kusursuz bir dengesi var ve kutup ayıları yok olmamalı. sanırım bir kutup ayısını daha kurtarmak ve greenpeace'e bağış yapmak isteyebilirim.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

teşekkürler